17 Ocak 2012 Salı

STOP SOPA








İnternet Tutulması

Tüm dünyada aynı anda yapılacak bu eylemin, Türkiye destekçisidir

Bir günlük internet karartma eylemine davet ediyoruz...

Eylem bir tek Türkiye de degil, dünya genelinde binlerce sitenin katılımıyla gerçekleşiyor. Çarşamba günü internet sitesi sahipleri siyah index atarak bu eyleme katılıyorlar.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Anti-Militarist Forum Gerçekleştirildi


6. Homofobi Karşıtı Buluşma etkinlikleri kapsamında, Das Kafe’de, Kaos GL ve AKA (Anarşi Kolektifi Ankara) işbirliği ile 14 Mayıs Cumartesi günü Anti-Militarist forum düzenlendi. 15 Mayıs Vicdani Ret Günü, Altıncı Buluşma ile birlikte Homofobi Karşıtı Buluşma'ya dahil oldu.

Birinci oturumda Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Kürşat Kızıltuğ; militarizmin yapısı, var olma nedenleri hakkında bilgi verdi. Kızıltuğ; “Eşitsizliğe dayalı kapitalist üretim ilişkilerinin var olduğu sistemlerde, devletin devamı ve bekası açısından tahakkümü zorunlu kılar. Bu da militarizmin gerekli kılar. Militarizm İnsan bedeninin nesneleştirilmesinin en uç noktasıdır.” dedi ve “Militarizm 60-70’lerde ortaya çıkan sol hareketlerin, daha sonra kadın hareketlerinin ve ekolojistlerin, daha sonrada LGBT’ lerin sorunu olmuştur” diyerek sözlerini sürdürdü.

Savaş karşıtlığı konusunun ise Anti-Militarist hareket olmadığının altını çizen Kızıltug “Savaş karşıtlığının fiili durum karşısında oluşan kırılmanın, normal zamanlarda bir araya gelemeyecek toplulukların bir araya gelme halidir. Anti militarist değildir ama Anti-Militaristleri de içinde barındırır.” dedi.

Ersin Vedat Elgür, Şiddet Ölçüt İlke başlıklı sunumunda militarizmin felsefe ile ilişkisinden söz etti. Üniversitelerde yaşanan baskılara da değinen Elgür, şu anda Kürlere uygulanan şiddet, baskı, tutuklamalar ve göz altıların vardığı boyutlardan söz etti ve “açılım”ın geldiği noktaya vurgu yaptı.

Çiğdem Akgül ise Sözleşmeli Askerlik başlığını taşıyan sunumunda, militarizmin son zamanlarda kendini var etme ve kendi ihtiyaçlarını karşılama konusunda yüklendiği misyonu Somali ve Rusya’dan örnekler vererek nasıl ticari sektör haline geldiğini anlattı. Türkiye’de de çıkarılan yaslarla TSK’nin nereye doğru gittiğine dikkat çekti.

Çetin Gürer ve Volkan Görendağ ise AB’nin oluşturduğu Sınır Koruma Kurumu, Frontex’in (http://www.frontex.europa.eu/) ne olduğu nasıl yapılandığı, görevleri hakkında bilgi vererek “AB ülkelerinin mültecileri çok büyük sorun olarak gördüklerini. Mültecilerin maddi külfetinin fazlalığı nedeniyle mültecileri istemediklerini, sorunun çözümü ihalesini de Frontex’e verdiklerini söylediler.

İkinci oturumun konuklarından Halil Savda Vicdani Ret hareketinin kısa tarihini, “Öldürmeyeceğiz, ölmeyeceğiz, kimsenin askeri olmayacağız” sloganının önemini, şimdiye kadar Vicdani Retçilerin karşılaştığı sorunları, Vicdani Retçiler karşısında devletin uygulamaları, şiddet ve gözaltına almaların meydana getirdiği psikolojik zararlardan söz etti.

Demokratik anayasa hareketi temsilcilerinden Ayhan Bilgen ise inanç üzerinden Vicdani Ret’ten bahsetti. Uzun zaman boyunca Vicdani Retçilerin anarşist hareket, LGBT hareketin birer parçası olması üzerinden İslami kesimin vicdani ret hareketinden uzak durduğunu ve bu nedenle utangaç ve çekingen davrandıklarını belirtti. Ayrıca yıllardır Vicdani Ret konusunda ses çıkartmaya çalışan ve bunu gündemde tutan LGBT Harekete muhafazakâr kesimin bir teşekkür borcu olduğunu belirtti.

Haber: Gülistan Aydoğdu / Kaos GL

10 Mayıs 2011 Salı

Anti-Militarist Forum


Homofobi Karşıtı Buluşma’da Sıra Anti-Militarist Forum’da



15 Mayıs Vicdani Ret Günü, Altıncı Buluşma ile birlikte Homofobi Karşıtı Buluşma'ya dahil oldu. Homofobi Karşıtı Buluşma'nın altıncısının merkezi etkinlikleri kapsamında “Anti-Militarist Forum” gerçekleşecek. 14 Mayıs Cumartesi günü yapılacak Forumu, Kaos GL ve AKA (Anarşi Kolektifi Ankara) birlikte düzenliyor.


Ankara’da haftasonu yapılacak Anti-Militarist Forum’un yanısıra 15 Mayıs Pazar günü de “Anarko-Queer” atölye olacak.



http://www.kaosgl.org/icerik/homofobi_karsiti_bulusmada_sira_anti-militarist_forumda



Anti-Militarist Forum

Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında 14 Mayısta düzenlenecek Anti-Militarist Buluşma’da Türkiye’deki anti-militarist hareketler ve gündemleri üzerine geniş bir grup konuda sunumlar yapılacak. Militarizmin sözleşmeli askerlik, ekolojiye verdiği zarar ve toplumsal cinsiyet gibi konularla ilişkisi eletirisinin yanı sıra imanî retçiler ve Kürt Vicdani Ret Hareketinin de sunumları dinlenebilecek, tartışılabilecek.


http://www.kaosgl.org/resim/HomofobiKarsitiBulusma/14mayisbulusma_antimilitari.jpg14 Mayıs 2011, Cumartesi

Saat: 10:30 - 12:30
Kürşad Kızıltuğ – Antimilitarizm ve Savaş Karşıtı Hareket
Ersin Vedat Elgür - Şiddet Ölçüt İlke
Çiğdem Akgül - Sözleşmeli Askerlik
Çetin Gürer & Volkan Görendağ - Frontex

Saat: 13:30 - 15:30
Halil Savda - Vicdani Ret ve Sivil Ölüm
Ayhan Bilgen - İmani Ret
Aykut Alyanak - Ekoloji ve Antimilitarizm
Zöhre Taş - Özsavunma ve Militarizm
Alev Özkazanç - Militarizm ve Cinsiyetçilik

Anarko-Queer Atölye

15 Mayıs 2011, Pazar
Saat: 14:30
Moderatör: Atalay Göçer



Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında 15 Mayıs’ta gerçekleşecek olan “Anarko-Queer Atölye” örgütlenme yolunda beden, kimlik ve sınıf gibi kavramları aşağıdaki konulara değinerek tartışmayı amaçlıyor:



Queer siyaset mi, siyasetin queerleşmesi mi?

Kentsel mekanı kayganlaştırmak (crossprogramming: bir mekansal düzenlemeyi, onun için amaçlanmamış bir işlevle buluşturma, tipolojik yer değiştirme, transprogramming: iki birbirinden tamamen farklı programın biraraya getirilmesi ve deprogramming: iki ya da daha fazla programı birleştirme, karıştırma gibi kavramlar üzerinden sitüasyonist eylemlilikler yaratmak)

Bedensiz organa karşı organsız beden (beden-emek ilişkisi ve bedenden soyutlanan emek)



Atölyenin katılımcı sayısı 25 ile sınırlıdır. Atölyeye katılmak isteyenlerin animekene@gmail.com adresine isimlerini göndermeleri yeterlidir.


Düzenleyenler: Kaos GL & AKA
Yer: Marmara Sokak 46/2 Kolej / Ankara


Bu etkinlikler, 3 Mayıs'ta, Bandista ve Enzo’nun katılımıyla gerçekleştirilen dayanışma konseri geliriyle düzenlenmektedir.

30 Nisan 2011 Cumartesi

1 Mayısda alanındayız!

Anarşi Kolektifi Ankara olarak, yaşamı bugünden dönüştürme çağrımızı ve
özgürlük tutkumuzu haykırmak için 1 Mayısda alanındayız!

Buluşma yeri: Tren garı önü
Buluşma saati: 11:00

http://ankanarsi.blogspot.com
http://www.sanalteori.net

ankanarsi@gmail.com

20 Nisan 2011 Çarşamba

Antimilitarist Buluşma için Dayanışma Konseri



Bandista ve Enzo'dan Homofobiye Karşı Dayanışma!


Anti-Militarist Buluşma’nın giderlerini karşılayacak Bandista ve Enzo’nun dayanışma konseri 3 Mayıs Salı günü Nefes Bar’da olacak. Homofobi Karşıtı Buluşma’nın en büyük partisinin 10 TL’den satılacak biletleri Olmypos cafeden, cafe DAS dan, ODTÜ’deki standlarından ve konser günü kapıdan sağlanabilir.

Parti 14-15 Mayıs’ta gerçekleştilecek “Anti-Militarist Buluşma”, “Anarko-Queer Atölye” ve “Bikeporn Film Gösterimi” için maddi kaynak toplamak amacıyla düzeleniyor. Antiotoriterler, antimilitaristler, anarşistler, feministler, antifaşistler, LGBTT’ler hep beraber dayanışmaya, dans edip eğlenmeye coşmaya davetliler.

Kaos GL ile Anarşi Kolektifi Ankara (AKA)’nın birlikte düzenlediği parti, 3 Mays 2001 Salı günü, saat 21:00’de, Sakara Caddesindeki Nefes Bar’da başlayacak.


Anti-Militarist Buluşma

Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında 14 Mayısta düzenlenecek Anti-Militarist Buluşma’da Türkiye’deki anti-militarist hareketler ve gündemleri üzerine geniş bir grup konuda sunumlar yapılacak. Militarizmin sözleşmeli askerlik, ekolojiye verdiği zarar ve toplumsal cinsiyet gibi konularla ilişkisi eletirisinin yanı sıra imanî retçiler ve Kürt Vicdani Ret Hareketinin de sunumları dinlenebilecek, tartışılabilecek.

8 Nisan 2011 Cuma

Suyuna, Toprağına, Doğal Yaşam Alanlarına Sahip Çıkanlara Çağrımızdır!..

9 Nisan Ankara Buluşması Genel Çağrı





Suyuna, Toprağına, Doğal Yaşam Alanlarına Sahip Çıkanlara Çağrımızdır!..

Bütün Dereler, 9 Nisan’da Ankara’ya Akacak…

Doğanın ve Yaşamın Yağmalanmasına Karşı

9 Nisan Saat:12.00’da Ankara Kolej Kavşağı’ndayız!

Yerli ve uluslararası şirketler, ülkemizin dört bir yanında büyük bir yağma hareketi yürütüyorlar.

Paranın gücüne iman edenler, doğamıza ve yaşam alanlarımıza el koymak istiyor!..

Suyumuz, madenlerimiz, ormanlarımız, tarım alanlarımız, yasa ve yönetmeliklerle sermaye sahiplerine devrediliyor…

Hidroelektrik Santral (HES) projeleriyle, Termik Santrallerle, Güvenlik Amaçlı Sınır Barajlarıyla, Nükleer Santrallerle, Maden Aramalarıyla; Mera, Kıyı ve Orman Kanunlarıyla insanca yaşam hakkımız elimizden alınıyor.

Hayatlarımız sermaye sahiplerinin insafına teslim ediliyor. Atalarımızın, dedelerimizin yüzyıllardır koruyup kolladığı, bizlere emanet ettiği yaşam alanlarımızdan göçe zorlanarak yurtsuzlaştırılıyoruz…

Bütün bu saldırılar, bulunduğu her yerde yerel halkın direnişiyle karşılaşıyor. Mücadelenin gücü bütünleşerek çoğalıyor!

Ancak, yaşam alanlarımıza, suyumuza, toprağımıza göz koyanlar durmuyor!..

Bütün Dereler Ankara’ya Akacak!

Anadolu’nun her su gözesi satışa çıkarıldı. Sularımız binlerce yıldır hayat verdiği coğrafyada artık satılık bir mal gibi görülüyor.

Yaşamın temeli olan SU, siyasi iktidar ve sermaye gurupları için kâr ve rant aracı olarak görülebilir. Ama bizim için YAŞAMIN ta kendisidir.

SULARIMIZA, Derelerimize, Vadilerimize, Ovalarımıza Doğal Yaşam Alanlarımıza yapılan bu vahşi saldırıları durdurmak için Ankara'ya geliyoruz…

Egemenlerin doğamıza karşı yönelttiği hegemonya’ya karşı, doğa haklarını anayasal güvenceye kavuşturmak için Ankara'ya geliyoruz…

Bu çağrı, paranın saltanatına karşı, Derelerin Kardeşliğine inananların çağrısıdır.

Bu çağrı, derelerimize el koymak isteyenlere karşı, su ve yaşam hakkı mücadelesi verenlerin çağrısıdır!

Bu çağrı, ANADOLU’dan, MEZOPTAMYA’ya, TRAKYA’ya kadar, yaşama can veren bütün akarsulardan, vadilerden, derelerden Ankara’ya akma çağrısıdır!

Yaşamın Çağrısına Kulak Ver!

Yaşamı Savunanlar Ankara’ya!..

Bu çağrı, ekoloji mücadelesi veren ve sermayenin başlatmış olduğu yağma hareketinin karşısında mücadele edenlerin çağrısıdır.

Bu çağrı, Suyun ticarileştirilmesine karşı mücadele eden, toprak, su, yaşam ve özgürlük mücadelesi veren tüm yaşam savunucularının çağrısıdır.

Bu çağrı, her türlü uyarıya rağmen nükleer santrallerde ısrar eden anlayışa karşı direnenlerin çağrısıdır.

Bu çağrı, termik santrallerin yıktığı yeryüzü, kirlettiği hava, yok ettiği ormanlar için mücadele edenlerin çağrısıdır.

Bu çağrı, tohumlarımızı çalan, gıdalarımızı enerji olarak yakanlara karşı Gıda Egemenliği çağrısıdır.

9 Nisan Saat:12.00’da Ankara’da Kolaj Kavşağı’nda Buluşalım

Şimdi, mücadele ederek, doğayı ve yaşamı savunanların gücünü, kararlılığını gösterme zamanıdır!

Şimdi, yüzyıllardır doğal yaşam alanlarımıza, yaşadığımız coğrafyaya, bizlere ve doğaya can veren derelerimiz, ırmaklarımız ve nehirlerimiz gibi çağlayarak akma zamanıdır!

9 Nisan günü, paranın iktidarı karşısında Kardeşliğin Gücünü Haykırma Zamanıdır.

SULARIMIZIN satılmasına, tarihimizin ve kültürümüzün yağmalanmasına, bugünümüz ve yarınımızın çalınmasına karşı 9 Nisan 2011 Cumartesi günü Ankara’da Saat:12.00’de Kolej Kavşağı’nda buluşalım…

ÇAĞRICILAR:

1- Derelerin Kardeşliği Platformu

2- Munzur Koruma Kurulu

3- Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu

4- Bursa Su Platformu

5- Sinop Nükleer Karşıtı Platformu

6- Mersin Nükleer karşıtı Platformu

7- Yeşil Gerze Çevre Platformu

8- Fethiye Saklıkent Koruma Platformu

9- Perisuyu Koruma Platformu

10- Çanakkale Çevre Platformu

11- GDO’ya Hayır Platformu

12- 3. Köprüye Karşı Yaşam Platformu

13- Hasankeyf Yaşatma girişimi

14- EGEÇEP

15- Çiftçi-Sen

23 Ocak 2011 Pazar

25 Ocak 2011’den itibaren açlık grevinde olacak 300 göçmen işçinin çağrısı


Yunanistanda 300 kadar Sığınmacı açlık grevine başlamış. Şu an hepsi Hukuk Üniversitesindelermiş.

200 kadar sığınmacı da Crete adasından Atinaya geçiş yapmış.


Pire limanında göçmenlerin varış Fotoğrafları




25 Ocak 2011’den itibaren açlık grevinde olacak 300 göçmen işçinin çağrısı


Biz tüm Yunanistan’daki kadın ve erkek mültecileriz. Buraya sefaletten, işsizlikten, savaşlardan ve diktatörlüklerden kaçmak için geldik. Çokuluslu şirketler ve onların siyasi uşakları, bize, hayatımızı tekrar ve tekrar tehlikeye atarak Avrupa’nın kapısına yaptığımız yolculuklardan başka bir seçenek bırakmadılar. Bizim ülkelerimizi sömürüp, bizimkilerden çok daha iyi yaşam koşullarından faydalanan Batı, onurlu bir yaşam sürmemiz ve insanca yaşayabilmemiz için tek şansımız. Düzenli ya da düzensiz olarak girmiş olsak da biz Yunanistan’a geldik ve kendimizi, ailelerimizi desteklemeye çalışıyoruz. Yasadışılığın kör karanlığında onurumuz olmadan yaşıyoruz. İşverenler ve devlet organları bizim işgücümüzün insafsızca sömürülmesinden faydalanıyor. Alnımızın teriyle ve bir gün Yunan işçi yoldaşlarımızla aynı haklara sahip olma hayaliyle çalışıyoruz.


Son zamanlarda hayatımız çok daha katlanılamaz oldu. Maaşlar düştükçe ve fiyatlar arttıkça göçmenler, bu sefaletin ve Yunan işçilerle küçük işletmelerin insafsız sömürüsünün sorumlusu olmakla suçlandı. Aşırı sağ söylem medya aracılığıyla, bizim hakkımızda konuştukları zaman yeniden üretildi. Faşist ve ırkçı partilerle grupların propagandaları, göç konusunda devletin resmi dili haline geldi; bu sırada da onların “kanun teklifleri” devlet politikası oldu: Meriç’teki duvar, yüzen alıkonma merkezleri, Ege’deki Avrupa ordusu, kentlerdeki bastırma, toptan sınırdışılar… Yunan işçiler aniden bizim onlara bir tehdit oluşturduğumuza inandılar, kendi hükümetlerinin eşi benzeri görülmemiş saldırısından bizi sorumlu tuttular.


Bu yalanlara ve zulme yanıt şimdi verilmelidir ve bu yanıt, biz kadın ve erkek göçmenlerden gelecektir. Kendi hayatlarımızı, bu adaletsizliği durdurma pahasına riske atacağız. Tüm kadın ve erkek göçmenlerin yasallaştırılmasını istiyoruz; Yunan işçilerle aynı politik, sosyal hak ve yükümlülükleri talep ediyoruz. Yunan işçi yoldaşlarımızdan, sömürüye maruz kalan herkesten bizimle beraber olmalarını istiyoruz. Mücadelemizi destekleyin! Yalanların, adaletsizliğin, faşizmin, siyasi ve ekonomik elitlerin despotizminin devam etmesine izin vermeyin. Bu koşullar, insanlık onuruyla yaşamak adına, bizi ülkemizden çocuklarımızla birlikte kaçmaya zorlayan koşulların aynısıdır.


Sesimizi duyurmak için, haklarımızla ilgili duyarlılığı arttırmak için başka bir seçeneğimiz yok. Aramızdan 300 kişi Atina ve Selanik’te 25 Ocak 2011 günü açlık grevine başlayacak. Hayatlarımızı riske atıyoruz; çünkü her iki şekilde de yaşam koşullarımızda saygınlık yok. Bizim yaşadığımız acıları çocuklarımızın da yaşamasına izin vermektense, burada ölmeyi yeğliyoruz.


Ocak 2011

Göçmen Açlık Grevcileri Cemiyeti


22 Eylül 2010 Çarşamba

Okuma Atolyesi- "Yeşil İdeoloji ve Anarşizm"

Özgürlükçü-anarşist teorik metinler üzerinde konusup tartıştığımız

Sunuş/Okuma Atölyesi'ne, 27 Eylül 2010 günü,


"Yeşil İdeoloji ve Anarşizm"

başlıklı sunuşla devam ediyoruz.

Bu çağrının bir şekilde ulaştığı herkesi aramızda görmek isteriz.


Tarih: 27 Eylül 2010 Pazartesi


Saat: 19:00

Yer: Olympos Cafe (Eski Felsefeciler Der. Lokali),

Bayındır Sokak, Kültür Apt. 11/13, Kızılay