VI. Anarşist Kitap Fuarı - Zagreb


Altıncı Anarşist Kitap Fuarı

Altıncı Anarşist Kitap Fuarı 26-28 Mart 2010 tarihleri arasında Zagreb’de gerçekleşecek.

Zagreb’deki Anarşist Kitap Fuarı (ASK - Anarhisticki sajam knjiga) gelişmekte olan, uzun vadeli olmayı amaçlayan yıllık anarşist bir projedir. İlk beş kitap fuarı iyi geçti, ve her geçen yıl daha fazla insanı -fuarın vaat ettikleriyle her kim ilgilenirse; katılımcı, yayıncı, grup, proje- getirmeyi umuyoruz.

Bu yıl, toplumsal çatışmaların stratejileri ile girişini hazırlayacağımız ve daha fazla tartışılmasının ilginç olacağını düşündüğümüz bir kaç metni önereceğimiz anarşizme akademik yaklaşım üzerine tartışmalar önereceğiz. Ayrıntılar için programa bakabilirsiniz : (http://www.ask-zagreb.org/program2010engleski.htm ) Tabii ki müzakere için yaptığımız önerilerle ilgili fikir ve yardımların yanında sunum ve tartışmalar için gelen her öneri memnuniyetle karşılanır.

ASK her sene ilk baharda anarşist ve özgürlükçü kitaplar ve diğer yayınlar için yerel kaynak olarak Zagreb’de düzenlenecek. Aynı zamanda anarşist hareket ve yerel komünitemiz için önemli gördüğümüz konularda tartışmalar düzenlemeyi amaçlıyoruz.
Böyle bir kitap fuarı düşüncesi yeni olmamakla birlikte, diğer Anarşist Kitap Fuarlarındaki olumlu deneyimler temel alınarak ortaya konuldu. Bir çok farklı durumda, bu fuarlar hem yerel hem de uluslararası seviyelerde önemli buluşma noktaları ve etkinlikler olduklarını ispatladı.

Bu, neden sizin yardımınıza ihtiyacımız olduğunu açıklıyor, gelin ve bu etkinliği dayanışma ve katılımla destekleyin.

Kitap fuarına gelemeseniz de, ücretsiz yayınları, posterleri ve diğer materyalleri bize ulaştırabilirsiniz. Aynı zamanda, satmak için kitap ve başka yayınları göndermeyi düşünebilirsiniz, gelemeyen fakat işini sunmak isteyenleriniz için de satış tezgahı hazırlayacağız. Ayrıntılar için -eşyaları nereye göndereceğiniz vs- iletişim adresimiz: anarhisticki.sajam.knjiga@gmail.com

Katılım

Kitap Fuarını örgütlemede yardımcı olmak ve programı zamanında bitirmek için, katılımınızı olabildiğince çabuk bildirmenize ve teyit etmenize ihtiyacımız var. E-posta adresimiz: anarhisticki.sajam.knjiga@gmail.com

İletişime geçelim ve ne şekilde katılmak istediğinizi öğrenmemize izin verin. Aşağıda birkaç soru var ve fazladan bilgiyi memnuniyetle karşılarız.

Ek olarak, konaklamak için yere ihtiyacınız olup olmadığını bildirin. Çok az seçenek var ama ayrıntılara olabildiğince çabuk ihtiyacımız var.

İhtiyacımız olan ayrıntılardan bazıları:

1. Zagreb dışından gelen tüm konuklar için sorular:
-ne şekilde katılmak istiyorsunuz?
-fuarda sunum ya da atelye çalışması yapmak ya da tartışma düzenlemek istiyor musunuz?
-konaklama için yardıma ihtiyacınız var mı? (ücretsiz uyuma yerleri sınırlı)

2. Satış tezgahı istiyorsanız:
- ne büyüklükte bir tezgaha ihtiyacınız var?
-tezgahınız için yardım talep ediyor musunuz?
-fuarın masrafları için destekte bulunabilir misiniz? (bu tezgah açmak için bir koşul değil, tezgahlar ücretsiz)
-sizin hakkınızda temel bilgilere ihtiyacımız var (iletişim, ne kitapları ya da yayınları dağıtıyorsunuz [listelemeyin, kısaca bilgilendirin.])
Kitap Fuarının posterini internet sayfamızdan indirebilirsiniz. İndirmek için: http://www.ask-zagreb.org/anarchist-bookfair-zagreb-2010.pdf

Daha fazla bilgi için:
web: www.ask-zagreb.org
e-posta: anarhisticki.sajam.knjiga@gmail.com

TEKZİP Metni

BASINA ve KAMUOYUNA


20 Aralık 2009 tarihli Radikal gazetesinde yayınlanan haberde


http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=971534&Date=28.12.2009&CategoryID=77


Anılarımız yok edilecek
Anarşi Kollektifi adına yapılan açıklamada, “Yıllarla biriktirdiğimiz onca anımız, hikayemiz ve yaslandığımız koca bir tarih bir anda kaybolacak. Ankara’nın devrimci demokrat tarihi de bütün yaşananlarla birlikte yok edilecek. Ve yerine kimse için hiç bir anlam ifade etmeyen beton, cam, demirden ibaret bir yapı gelecek. Bu bir zihniyete işaret ediyor, neoliberal zamanın ruhu bu olsa gerek” denildi.


denilmistir.

Anılan tarihte yapılan yıkım karşıtı eylemin düzenleyicileri Anarşi Kolektifi Ankara(AKA) değildir. Protestoyu yapan grup ile dayanışmak adına basın metinlerini web sitemizde yayınladık.

Her ne kadar fikirlerini benimsemiş isek de protesto eylemini düzenlemedik ve basına sunulan metin Anarşi Kolektifi Ankara' ya ait değildir.

BASINA VE KAMUOYUNA

Vicdani Retçi Enver Aydemir, 24 Aralık Perşembe günü Kabataş'ta gözaltına
alındıktan sonra çıkarıldığı askeri mahkemece tutuklanarak
Maltepe Askeri Cezaevine götürüldü. Burada zorla tektip kıyafet
giydirilmeye çalışılan Aydemir, bu nedenle kendisine işkence
yapıldığını avukatıyla yaptığı görüşmede anlatmıştır.



Perşembe gününden beri açlık grevinde olan Vicdani Retçi Enver Aydemir'le
dayanışmak ve maruz kaldığı insanlık dışı muameleyi ve
işkenceyi protesto etmek için basın açıklaması
yapılacaktır. Duyarlı tüm kamuoyunun katılımını bekliyoruz.

Tarih : 27 Aralık Pazar


Saat : 12:30




Yer : Galatasaray Meydanı-Taksim
VİCDANİ RETÇİ ENVER AYDEMİR'LE DAYANIŞMA İNİSİYATİFİ

Vicdani Redci Enver Aydemir tutuklandı!..



(24 Aralık) saat 13.00'de, Boğaziçi Üniversitesi'nde gerçekleştirilecek olan ve panelist olarak katılacağı 'Barış İçin Vicdani Retçiler Kurultayı'na gitmek üzere yola çıkan vicdani redci Enver Aydemir, saat 11.00 sıralarında, Kabataş Vapur İskelesi'nde polis tarafından GBT incelemesi sonucunda gözaltına alınmış, önce Doğancılar Karakolu'na sonra da Askeri İnzibat karakoluna götürülmüştür. Akşam vakti çıkarıldığı askeri mahkeme tarafından tutuklanan Enver, sonrasında Maltepe Askeri Cezaevi'ne gönderilmiştir.

Bizler vicdani Redci İsmail Saygı'nın bu cezaevinde işkence gördüğünü biliyoruz. Kaldı ki şimdiye kadar tutuklanan tüm vicdani redciler gittikleri askeri karakol ve cezaevlerinde işkence görmüş, linçe maruz kalmış, ölümle yüzyüze gelmişlerdir. Bu nedenle;

Enver'in akibetinden endişe ediyor, duyarlı tüm kamuoyunu konuya ilgi göstermeye çağırıyoruz...

Mülkiyeliler Yıkımı Durdurulsun!!

Mülkiyeliler Yıkımı Durdurulsun!!

Anılarımıza, Hafızamıza, Hayatımıza Sahip Çıkalım!!


Mekanlara hayat veren insan yaşantılarıdır. Her bina kuşaktan kuşağa aktarılan anılarla, hikayelerle hayat bulur, anlam kazanır. Eski binalardan yoksun bir kentse anıları olmayan içi boş bir insan gibidir. Sizinle konuşmaz, size dokunmaz, size bir şey hatırlatmaz.. Oysaki kentler insanlar yaşadıkça varolur, ve sahip oldukları tarih eski binalarda, yapılarda somutlaşarak o toplumun kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturur.


Yüksel Caddesi ile Konur Sokağın köşesindeki Mülkiyeliler Birliği de Ankara’da yaşayan bir çok insan için böyle bir anlam taşıyor. Öyle çok yaşanmış şey var ki orada, bu binanın her köşesi bizden bir parça taşıyor. Üzüntülerimiz, acılarımız, kayıplarımız, inançlarımız, coşkumuz sinmiş bu binaya, bu bahçeye, ağaçlara. Ve tüm bunlar bizim olduğu kadar yaşadığımız bu şehrin de tarihi.



Ve bu akşam Mülkiyeliler Binası son kez hizmet verecek müdavimlerine. 26 Aralık Pazartesi günü ise yıkımı başlatmayı planlıyorlar. Evet o kadar yakın!.. Yıllarla biriktirdiğimiz onca anımız, hikayemiz ve yaslandığımız koca bir tarih bir anda kaybolacak. Ankara’nın devrimci demokrat tarihi de bütün yaşananlarla birlikte yok edilecek. Ve yerine kimse için hiç bir anlam ifade etmeyen beton, cam, demirden ibaret bir yapı gelecek.



Yıkımı gündeme getirenler, bir kampanyaya dönüştürenler bunu yenilenme, gelişim adına basit bir inşaat faaliyeti olarak sunma çabasındalar. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki her şey yıkılıp tekrar yapılıyor, yeniliğin dayanılmaz cazibesi bütün ideolojilerin ötesinde hayatımızın her yerine sinmiş durumda. Bu bir zihniyete işaret ediyor, neoliberal zamanın ruhu bu olsa gerek. Mülkiyeliler Binası’nın da bundan nasibini almasına şaşırmamak gerek, değil mi? Fakat biz yine de şaşırıyoruz, hele de bize sundukları gerekçelerine. Diyorlar ki, artık yeni hatıraların oluşturulma zamanıymış. “Geleceğin toplumsal anılarını yaratmamıza kimsenin engel olmasına izin vermeyeceğiz” diyorlar. Peki o zaman soruyoruz, geçmişe dayanmadan geleceğin toplumsal anılarını yaratmak ne kadar mümkündür?



Biz biliyoruz ki, yıkılan, yok edilen her parçayla hafızasız, hatırasız, hayatsız şehirlere mahkum oluyoruz. Ve böylece geçmiş hızla unutulurken gelecek belirsizleşiyor önümüzde.



Ankara’da her gün yeni bir mekana veda ederken, Mülkiyeliler Birliği’nin yıkımına da sessiz kalmayalım.

Karakol Binası Bizim Olacak!





Boşaltılan karakol binasının kullanımı ve öğrenci toplulukları için inşa edileceğini söyledikleri “Öğrenci Etkinlik Merkezi” konusunda Rektörlük geçtiğimiz hafta 24 Kasım tarihinde bir bildiri yayınlamıştır. Rektörlük’e yayınladığı bildiri ile bizimle paylaştığı görüşleri için teşekkür ederiz.

40 öğrenci topluluğu olarak karakol binasının öğrencilerin kontrolünde bir kültür merkezi olması için ekim ayından beri çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Bu amaçla topladığımız 3059 imzayı Rektörlüğe sunmuş ve söz konusu alanın öğrencilerin kullanımına açık, öğrenci yürütücülüğü çerçevesinde işleyen bir kültür merkezi olması talebimizi, 20 Kasım günü gerçekleştirdiğimiz bir yürüyüş ile Rektörlüğe iletmiştik. Eylemin ardından ÖTK Başkanı arkadaşımız ile birlikte Rektörlük Genel Sekreteri Tanju Mehmetoğlu ile görüşerek taleplerimizi bir kez de sözlü olarak ilettik.

40 öğrenci topluluğunun temsilcileri ile Rektörlük arasında gerçekleştirilen iki resmi görüşmelerde ve 3059 adet ODTÜ kamuoyu tarafından imzalanmış dilekçelerde açıkça ifade edilen talep Rektörlük tarafından, çeşitli bahaneler gösterilerek geri çevrilmiştir.

İleri sürülen bahanelerin başında söz konusu mekanın bir kültür merkezine uygun olmadığı savı gelmektedir. Oysa, projelendirilmesi amaçlanan kültür merkezinin öznesi olan biz öğrenciler için küçük odalara bölünemeyen büyük salonların varlığı ya da pencere doğramalarının kalitesizliği bir imkansızlık ifade etmemektedir. Aksine, daha önce de belirttiğimiz gibi, söz konusu binalar, bir kültür merkezi olarak kullanmak için mekansal olarak son derece uygundur.

Ayrıca, karakol binasına dair talebimizi ikame etmek amacıyla bize sunulan Rektörlük tarafından hazırlanmış (ya da hazırlanacak) Öğrenci Etkinlik Merkezi projesinin, deneyimlerimiz ışığında, bizce bir gerçekliği yoktur. Senelerdir söylem düzeyinde bize ulaşan fakat hakkında somut bir veriye bir türlü erişemediğimiz bu proje, bizde derin bir güvensizlik yaratmıştır. Bu projelendirmenin içerisinde öğrencinin fikir bildireceği bir düzlemin olmaması da amacın ne kadar öğrenci yararına olduğu, öğrenciyi önceleyen bir proje olduğunu sorgulatmıştır.

Biz 40 öğrenci topluluğu olarak, söz konusu mekanın öğrenci kültür merkezi olarak kullanılması konusunda ısrarcıyız.



Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz…

AEGEE, AFT, Arkeoloji Topluluğu, Caz Topluluğu, Çağdaş Dans Topluluğu, Çevre Topluluğu, Dış Politika ve Uluslararası İlişkiler Topluluğu, DKSK, Doğa Sporları Topluluğu, Edebiyat Topluluğu, Eğitim Topluluğu, Ekonomi Topluluğu, Eşli Danslar Topluluğu, Fizik Topluluğu, Genç Yazarlar Topluluğu, Gülmece Topluluğu, İletişim Topluluğu, Jonglörler Topluluğu, Kitap Topluluğu, Klasik Gitar Topluluğu, Kuş Gözlem Topluluğu, Maden Topluluğu, Matematik Topluluğu, Mimarlık Topluluğu, Müzik Toplulukları, Müzikal Topluluğu, OCİT, ODTÜ Oyuncuları, Psikoloji Topluluğu, SBT, SDT, Sinema Topluluğu, Sosyoloji Topluluğu, Sualtı Topluluğu, Tarih Topluluğu, Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Topluluğu, THBT, UGT, Üniversiteli Genç Kadınlar, Yapı Topluluğu

Ayrica> http://www.odtununsesi.org/tr/content/karakol-binas%C4%B1-bizim-olacak

Ögrenci hakları
Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun

ODTÜ’de özel güvenlik tacizi





Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Bilim ve Ütopya Topluluğu’na üye iki genç topluluk odalarında özel güvenlik tacizine maruz kalırken, açılan soruşturma ODTÜ’deki gerici kadrolaşmaya dair şüphe uyandırdı.

Daha önce gerici eğilimleri ile bilinen İç Hizmetler Müdürü’nün, akrabasını yurtlar bölgesine yerleştirmesi, Mimarlık Fakültesi’nden çalışma yapan jonglörlerin hakkında tutanak tutulması gibi olaylarla gündeme gelen ODTÜ ve özel güvenlik birimi, bu sefer topluluk odalarında temizlik yapıp daha sonrasında satranç oynayan iki öğrenciye yaptıkları tacizle gündeme geldi. Öğrencilere, odada ne yaptıklarını soran özel güvenlik mensupları Murat Tokmak ve Serdar Gülyüz, özellikle topluluğun kadın üyesine hakaretler etmiş ve “yaptıkları işin” bir yaptırımı olacağını söyleyerek kimliklerini almıştı.

Daha sonra, ODTÜ Mediko’sundan “psikolojik hasar” raporu alan öğrenci, konu hakkında şikayette bulundu. ODTÜ yönetimi, şikayet üzerine bir ön soruşturma başlattı ve “hakem” olarak Kitaplık Müdürü’nü atadı. Hakem olarak görevlendirilen müdür, soruşturma sırasında öğrencilere “imam nikahlı olup olmadıklarını” sorduktan sonra, “öğrencilerin mezun olana kadar soruşturmanın sonlanmayacağını, bu işin peşini bırakmaları gerektiğini” söylemesi, bunun ardından da “güvenlik birimlerinin öğrencilerin büyükleri olduğunu ve alttan almaları gerektiğini” belirtmesi, ODTÜ’de son zamanlarda ayyuka çıkan gerici kadrolaşmayı gözler önüne serdi.

Bir süre önce, İç Hizmetler Müdürü’nün yurtlarda gece bekçiliği yapan kayınbiraderi, yurtlarda “idari amirlik” diye bir görev olmamasına rağmen, idari amir olarak atanmıştı.

FAU-Berlin YASAKLANDI


11 Aralık 2009 günü, Berlin Bölge Mahkemesi, Serbest İşçi Birliği Berlin (FAU-B)'nun artık kendini bir sendika veya taban örgütlenmesi birliği olarak adlandiramayacağı kararını verdi. Bu, Neue Babylon Berlin GmbH'in bir dizi girişimleri sonucu şirketteki en güçlü ve aktif işçi temsilciliğin yasal yolla elini kolunu bağlayan kazanımıdır. Kurumum temel özgürlük hakkına yapılan bu saldırı sendikaya fiiline yasak koymak demektir.


http://www.fau.org/verbot

http://www.youtube.com/watch?v=6I65ZHobIC4&feature=email
http://anarkismo.net/article/15290?userlanguage=nl&save_prefs=true
http://anarchistnews.org/?q=node/10294
http://www2.de.indymedia.org/2009/12/269158.shtml
http://www.resist.ca/feed-item/568
http://www.brightonactivist.net/groups/solfed
http://raforum.info/spip.php?site248&lang=fr

Nefret Suçu Mağduru Bireyleri Anma Günü Için Pembe Hayat LGBTT dayanışma derneği basın açıklaması

Tarih: 20 Kasım 2009 Cuma

Saat: 11.00

Yer: Türkiye Büyük Millet Meclisi Dikmen Kapısı

Çankaya-ANKARA


Basına ve Kamuoyuna,

1998 Kasım’ında ABD’de San Francisco'daki evinde vahşice bıçaklanmış bir şekilde ölü bulunan transeksüel Rita Hester'in ardından "Ölümümüzü Hatırlamak" adıyla başlatılan mumlu nöbet tutma eylemleri sonrasında 20 Kasım, transfobik nefret ve önyargıdan dolayı öldürülen travesti ve transeksüelleri anma günü olarak adlandırılmaya başlamıştır. Türkiye’de de geçen yıldan itibaren 20 Kasım, “NEFRET SUÇU MAĞDURU TRANS BİREYLERİ ANMA GÜNÜ” adıyla trans bireylerin öz örgütlenmesi olan Pembe Hayat LGBTT Derneği tarafından çeşitli etkinliklerle anılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede bu yıl da, nefret sonucu öldürülen arkadaşlarımızı anmak ve her türlü ötekileştirme, dışlama/dışarda bırakma, yok sayma ve nihayet yok etme biçimindeki uygulamalara karşı ortak bir mücadele hattını örmek üzere 20 Kasım 2009 Cuma günü saat 11:00’da Ankara’da TBMM önünde yapılacak olan basın açıklaması ile başlayıp 21–22 Kasım’da Petrol-İş Ankara Şubesi’nde yapılacak sempozyumla devam edeceketkinliklerimize nefret suçlarına karşı duyarlı ve farklılıklarla bir arada yaşamayı savunan tüm toplumsal kesimleri çağırıyoruz.

TRANSEKSÜEL CİNAYETLERİ POLİTİKTİR !!!

NEFRETE SON !!!

Anarşist ve antifaşistlere dayanışma çağrısı





4 Eylül Cumartesi gününden beri haksız yere gözaltında tutulan 6 ASI
(Anarko-Sendikalist İnisiyatif) aktivistine özgürlüklerinin geri verilmesi
talebi ile 22 Ekim 2009 Perşembe günü saat 09:30'da Ankara'daki Sırbistan
Büyükelçiliği önünde basın açıklaması yapılacaktır. Ayrıca elçilik
görevlilerine taleplerimizi içeren bir mektup verilecektir. Tüm anarşist
ve anti-otoriterleri bu dayanışma eyleminde yanımızda olmaya çağırıyoruz.

Dayanışmayla

Yer:
Sırbistan Büyükelçiliği
Paris Cad. No:47 Kavaklıdere / ANKARA

Saat:
09:30

Tarih:
22 Ekim 2009 - Perşembe


Anarşi Kolektifi Ankara
ankanarsi@gmail.com


http://slackbastard.anarchobase.com/?p=7932